135+ deyimin anlamları, açıklamaları ve örnek cümleler. Türkçenin zenginliğini keşfedin.
Kendisi sıkıntıda iken başkalarına yardım etmek.
Etkisini göstermek, gücünü kullanmak.
Hep aynı şeyi söylemek, fikir birliği içinde olmak.
Konuşmaya çekinmek, utangaç olmak.
Hiç konuşmamak, susmak.
Karşısındakinin ne düşündüğünü anlamaya çalışmak.
Herkeste olan, sıradan bir şey.
Birşeyi onaylamak, kabul etmek.
Bazen, ara ara.
Kavgayı ayırmak, barıştırmak.
Birinden yardım beklemek, korunmak.
Hiçbir şey vermemek, elimde hiçbir şey yok demek.
Gücü ve imkanı kadar harcama yapmak.
Hava çok soğuk olmak.
Kucaklamak, sevgiyle sarılmak.
Sorun, dert olmak.
Yalnız, tek başına.
Çok sevmek, değer vermek.
Kendini zora sokmak, bela aramak.
Çabuk bir şekilde, kısa sürede.
Çok az parayla, sadece geçinecek kadar çalışmak.
Çok fazla borçlanmak.
Utanarak, mahcup olarak gitmek.
Aldırmamak, umursamamak.
Kötü bir durumla karşılaşarak ders almak, utanmak.
Çok saf ve temiz olmak.
Hasta olmak, nezle olmak.
Ölmek üzere olmak, son nefesini vermek.
Ölmek, vefat etmek.
Çok sinirlenmek, kızmak.
Sağlıklı ve dinç olmak.
Kendi parası ile masrafı karşılamak.
Kendi menfaatini düşünerek.
Çok gürültü yapmak, ortalığı velveleye vermek.
Çok sevinmek veya aşık olmak.
Çok mavi gözler.
Çok çalışmak, çok çaba göstermek.
İş ilişkilerinde dostluk unutulur, hesap netleşir.
Geçim kaynağı olmak.
Bir işe başlamak.
Yalvarmak, çok rica etmek.
Heyecan veya korkudan titremek.
Çok kızmak, öfkelenmek.
Çok tembellik etmek, hiç çalışmamak.
Cömert olmak, bol bol para harcamak.
Kötü bir olaydan önce görülen geçici durgunluk.
Gurur duymak, övünmek.
Çok kısa sürede, aniden.
Çok yoğun yağmur veya kar yağmak.
Endişe veya heyecandan uyuyamamak.
Sürekli ağlamak, çok üzülmek.
İstemek, arzulamak.
Değer kaybetmek, beğenilmemek.
Hoşuna gitmek, beğenilmek.
Çok küçük yaştan itibaren, doğduğundan beri.
Zamanın yetersiz gelmesi.
İyi insan her yerde iyi kalır.
Gerçek ortaya çıkmak.
Bronzlaşmak, ten renginin koyulaşması.
Uzun zaman geçmek, vakit dolmak.
Gelecekte belirsiz bir zamanda.
Hastalanmak.
İyileşmek, sağlığına kavuşmak.
Bir şeyi çok sevmek, tutkun olmak.
Övünmek, böbürlenmek.
Vicdan azabı duymak, içinden bir ses gelmek.
Üzüntüsünü belli etmeden içten içe üzülmek.
Bir işi başarmak, halletmek.
İkiyüzlülük yapmak, samimiyetsiz davranmak.
Tanışmak, bağlantı oluşturmak.
Faydalı olmak.
Başarısız olmak, işi berbat etmek.
Ciddi davranmak, işini önemsemek.
Sarhoş olmak veya çok sinirlenmek.
Üzmek, incitmek.
Çok korkmak, dehşete düşmek.
İstemeyerek uzaklaştırmak.
Birinin huysuzluğuna katlanmak.
Çok beyaz, bembeyaz.
Hiçbir şart koşmadan, koşulsuz.
Tehlikeli bir işe girişmek, canını riske atmak.
Para vermemek, cimrilik yapmak.
İşe koyulmak, hazırlanmak.
Zenginleşmek, işleri düzelmek.
Sevgiyle karşılamak, kabul etmek.
Birini kandırmak, tatlı sözlerle etkilemek.
Dinlemek, önem vermek.
Yatırılan parayı geri kazanmak.
Hiç para vermemek, cimrilik yapmak.
Hiç parası kalmamak, çok fakirleşmek.
Çok yorulmak, soluğu kesilmek.
Çok meşgul olmak, işlerle uğraşmak.
Gururlanmak, kibirlenmek, kendini beğenmek.
Çok zengin kimse.
Çok zenginleşmek.
Çok zengin olmak, paraya boğulmak.
Çok hızlı gitmek.
Çok düzenli ve muntazam çalışmak.
Sabah olmadan önceki son saatler.
Çok üzülmek, yas tutmak.
İyileşmek, hastalıktan kurtulmak.
İyileşmek, hastalıktan kurtulmak.
Yeni, taze, henüz olmuş.
Çok öfkelenmek, hiddetlenmek.
Birden ortadan yok olmak.
Yalnız kalmak, yardım görmemek.
Asık suratlı, kaba konuşmak.
Durmaksızın, devamlı.
Bu an için, geçici olarak.
Duygusuz, kayıtsız olmak veya hiçbir tepki vermemek.
Korkunç, dehşet verici.
Az hasarla, az zarar görerek kurtulmak.
Derin uyumak.
Zaman harcamak, vakit harcamak.
Geçmişte, eskiden.
Yağmur altında kalmak.
Aldırmamak, umursamamak.
Hastalık nedeniyle yatağa düşmek.
Çok sevinmek veya çok övünmek.
Şanslı bir dönem yaşamak, başarılı olmak.
İlerleme kaydetmek, başarılı olmak.
Düzeltmek, doğru yola sokmak.
Kariyer yapmak, yükselmek.
Çok korkmak, heyecanlanmak veya telaşlanmak.
İçi rahat olmak, vicdanı temiz olmak.
Birisi için acı duymak, üzülmek.
Mutlu olmak, sevinmek.
Mutlu olmak, sevindirici bir durum olmak.
Birinin hatırı için, onu kırmamak için.
Hastalık veya yaşlılık nedeniyle çok kötü görünmek.
İçten olmayan şekilde güler yüz göstermek.
Ara sıra, bazen.
Yapılması gereken zamanın gelmesi.
Çok kolay kazanılan para.
Sağlıklı ve güçlü olmak.
Deyimler, Türk dilinin en renkli unsurlarından biridir. Gerçek anlamının dışında mecazi bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbekleridir.
Deyimleri konularına göre sınıflandırdık: Duygular, Davranış, Zaman, Para, Sağlık, Doğa, İş ve İlişkiler. Her kategori, o konuyla ilgili zengin ifadeler içerir.