Türkçe Deyimler ve Anlamları
135+ deyimin anlamları, açıklamaları ve örnek cümleler. Türkçenin zenginliğini keşfedin.
Acından acı vermek
Kendisi sıkıntıda iken başkalarına yardım etmek.
Ağırlığını koymak
Etkisini göstermek, gücünü kullanmak.
Ağızları bir olmak
Hep aynı şeyi söylemek, fikir birliği içinde olmak.
Ağzı açılmamak
Konuşmaya çekinmek, utangaç olmak.
Ağzından balyoz yemiş
Hiç konuşmamak, susmak.
Ağzını aramak
Karşısındakinin ne düşündüğünü anlamaya çalışmak.
Alinin de var, Velinin de
Herkeste olan, sıradan bir şey.
Altına imza atmak
Birşeyi onaylamak, kabul etmek.
Arada sırada
Bazen, ara ara.
Araya girmek
Kavgayı ayırmak, barıştırmak.
Arkasına sığınmak
Birinden yardım beklemek, korunmak.
Avucunu yalatmak
Hiçbir şey vermemek, elimde hiçbir şey yok demek.
Ayağını yorganına göre uzatmak
Gücü ve imkanı kadar harcama yapmak.
Ayaz basmak
Hava çok soğuk olmak.
Bağrına basmak
Kucaklamak, sevgiyle sarılmak.
Baş ağrısı olmak
Sorun, dert olmak.
Baş başa
Yalnız, tek başına.
Baş tacı etmek
Çok sevmek, değer vermek.
Başını derde sokmak
Kendini zora sokmak, bela aramak.
Bir çırpıda
Çabuk bir şekilde, kısa sürede.
Boğaz tokluğuna çalışmak
Çok az parayla, sadece geçinecek kadar çalışmak.
Borca batmak
Çok fazla borçlanmak.
Boynu bükük gitmek
Utanarak, mahcup olarak gitmek.
Buluttan nem kapmamak
Aldırmamak, umursamamak.
Burnu sürtülmek
Kötü bir durumla karşılaşarak ders almak, utanmak.
Burnundan kıl almamak
Çok saf ve temiz olmak.
Burun akıtmak
Hasta olmak, nezle olmak.
Can çekişmek
Ölmek üzere olmak, son nefesini vermek.
Can vermek
Ölmek, vefat etmek.
Canına tak etmek
Çok sinirlenmek, kızmak.
Canlı canlı olmak
Sağlıklı ve dinç olmak.
Cepten para vermek
Kendi parası ile masrafı karşılamak.
Çıkar amaçlı
Kendi menfaatini düşünerek.
Dağ taş devirmek
Çok gürültü yapmak, ortalığı velveleye vermek.
Deli divane olmak
Çok sevinmek veya aşık olmak.
Deniz gözü
Çok mavi gözler.
Dişini tırnağına takmak
Çok çalışmak, çok çaba göstermek.
Dostlar alışverişte görüşür
İş ilişkilerinde dostluk unutulur, hesap netleşir.
Ekmek kapısı olmak
Geçim kaynağı olmak.
El atmak
Bir işe başlamak.
El etek öpmek
Yalvarmak, çok rica etmek.
Eli ayağı titremek
Heyecan veya korkudan titremek.
Elinden gelse boğacak
Çok kızmak, öfkelenmek.
Eline su dökmemek
Çok tembellik etmek, hiç çalışmamak.
Elini cebinden çekmemek
Cömert olmak, bol bol para harcamak.
Fırtına öncesi sessizlik
Kötü bir olaydan önce görülen geçici durgunluk.
Göğsü kabarmak
Gurur duymak, övünmek.
Göz açıp kapayıncaya kadar
Çok kısa sürede, aniden.
Göz açmamak
Çok yoğun yağmur veya kar yağmak.
Gözlerine uyku girmemek
Endişe veya heyecandan uyuyamamak.
Gözlerinin yaşı dinmemek
Sürekli ağlamak, çok üzülmek.
Gözü olmak
İstemek, arzulamak.
Gözünden düşmek
Değer kaybetmek, beğenilmemek.
Gözüne girmek
Hoşuna gitmek, beğenilmek.
Gözünü açar açmaz
Çok küçük yaştan itibaren, doğduğundan beri.
Gün yetmemek
Zamanın yetersiz gelmesi.
Güneş balçıktan utanmaz
İyi insan her yerde iyi kalır.
Güneş gibi doğmak
Gerçek ortaya çıkmak.
Güneşe tutulmak
Bronzlaşmak, ten renginin koyulaşması.
Günler gününü bulmak
Uzun zaman geçmek, vakit dolmak.
Günün birinde
Gelecekte belirsiz bir zamanda.
Hasta düşürmek
Hastalanmak.
Hastalıktan kurtulmak
İyileşmek, sağlığına kavuşmak.
Hastası olmak
Bir şeyi çok sevmek, tutkun olmak.
Hava atmak
Övünmek, böbürlenmek.
İç sesi konuşmak
Vicdan azabı duymak, içinden bir ses gelmek.
İçinden ağlamak
Üzüntüsünü belli etmeden içten içe üzülmek.
İçinden çıkmak
Bir işi başarmak, halletmek.
İki yüzlü olmak
İkiyüzlülük yapmak, samimiyetsiz davranmak.
İlişki kurmak
Tanışmak, bağlantı oluşturmak.
İşe yaramak
Faydalı olmak.
İşi bozmak
Başarısız olmak, işi berbat etmek.
İşini sıkıya almak
Ciddi davranmak, işini önemsemek.
Kafayı bulmak
Sarhoş olmak veya çok sinirlenmek.
Kalbini kırmak
Üzmek, incitmek.
Kanı donmak
Çok korkmak, dehşete düşmek.
Kapıdan kovmak
İstemeyerek uzaklaştırmak.
Kaprisini çekmek
Birinin huysuzluğuna katlanmak.
Kar gibi beyaz
Çok beyaz, bembeyaz.
Kayıtsız şartsız
Hiçbir şart koşmadan, koşulsuz.
Kelle koltukta gitmek
Tehlikeli bir işe girişmek, canını riske atmak.
Kesesini kapatmak
Para vermemek, cimrilik yapmak.
Kollarını sıvamak
İşe koyulmak, hazırlanmak.
Köşeyi dönmek
Zenginleşmek, işleri düzelmek.
Kucak açmak
Sevgiyle karşılamak, kabul etmek.
Kulağından girmek
Birini kandırmak, tatlı sözlerle etkilemek.
Kulak vermek
Dinlemek, önem vermek.
Masrafını çıkarmak
Yatırılan parayı geri kazanmak.
Metelik vermemek
Hiç para vermemek, cimrilik yapmak.
Meteliksiz kalmak
Hiç parası kalmamak, çok fakirleşmek.
Nefes nefese kalmak
Çok yorulmak, soluğu kesilmek.
Oraya buraya koşmak
Çok meşgul olmak, işlerle uğraşmak.
Pabucunu dama atmak
Gururlanmak, kibirlenmek, kendini beğenmek.
Para babası
Çok zengin kimse.
Parası pul olmak
Çok zenginleşmek.
Pul pul olmak
Çok zengin olmak, paraya boğulmak.
Rüzgar gibi gitmek
Çok hızlı gitmek.
Saat gibi çalışmak
Çok düzenli ve muntazam çalışmak.
Sabaha karşı
Sabah olmadan önceki son saatler.
Saçını başını yolmak
Çok üzülmek, yas tutmak.
Sağlığa kavuşmak
İyileşmek, hastalıktan kurtulmak.
Sağlık şifa bulmak
İyileşmek, hastalıktan kurtulmak.
Sıcak sıcak
Yeni, taze, henüz olmuş.
Sinirden köpürmek
Çok öfkelenmek, hiddetlenmek.
Sis gibi kaybolmak
Birden ortadan yok olmak.
Soğukta kalmak
Yalnız kalmak, yardım görmemek.
Suratsız cevap vermek
Asık suratlı, kaba konuşmak.
Sürekli olarak
Durmaksızın, devamlı.
Şimdilik
Bu an için, geçici olarak.
Taş yerinde ağır olmak
Duygusuz, kayıtsız olmak veya hiçbir tepki vermemek.
Tüyler ürpertici
Korkunç, dehşet verici.
Ucuz atlatmak
Az hasarla, az zarar görerek kurtulmak.
Uyku tulumuna girmek
Derin uyumak.
Vakit geçirmek
Zaman harcamak, vakit harcamak.
Vakti zamanında
Geçmişte, eskiden.
Yağmura yakalanmak
Yağmur altında kalmak.
Yan çizmek
Aldırmamak, umursamamak.
Yatağı açılmak
Hastalık nedeniyle yatağa düşmek.
Yere göğe sığmamak
Çok sevinmek veya çok övünmek.
Yıldızı yağdı
Şanslı bir dönem yaşamak, başarılı olmak.
Yol yarımak
İlerleme kaydetmek, başarılı olmak.
Yola getirmek
Düzeltmek, doğru yola sokmak.
Yukarılara tırmanmak
Kariyer yapmak, yükselmek.
Yüreği ağzına gelmek
Çok korkmak, heyecanlanmak veya telaşlanmak.
Yüreği hoş olmak
İçi rahat olmak, vicdanı temiz olmak.
Yüreği yanmak
Birisi için acı duymak, üzülmek.
Yüzü gülmek
Mutlu olmak, sevinmek.
Yüzü gülmek
Mutlu olmak, sevindirici bir durum olmak.
Yüzü suyu hürmetine
Birinin hatırı için, onu kırmamak için.
Yüzüne bakamamak
Hastalık veya yaşlılık nedeniyle çok kötü görünmek.
Yüzüne gülmek
İçten olmayan şekilde güler yüz göstermek.
Zaman zaman
Ara sıra, bazen.
Zamanı gelmek
Yapılması gereken zamanın gelmesi.
Zilli para
Çok kolay kazanılan para.
Zinde olmak
Sağlıklı ve güçlü olmak.
Deyimler Hakkında
Deyimler, Türk dilinin en renkli unsurlarından biridir. Gerçek anlamının dışında mecazi bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbekleridir.
Deyimlerin Özellikleri
- ✓Gerçek anlamlarının yanında mecazi anlamları vardır.
- ✓En az iki kelimeden oluşan kalıplaşmış sözlerdir.
- ✓Dili zenginleştirir, anlatıma canlılık katar.
- ✓Kelimeler değiştirilemez, kalıplaşmıştır.
- ✓Konuşma dilinde ve edebiyatta sıklıkla kullanılır.
Deyim Kategorileri
Deyimleri konularına göre sınıflandırdık: Duygular, Davranış, Zaman, Para, Sağlık, Doğa, İş ve İlişkiler. Her kategori, o konuyla ilgili zengin ifadeler içerir.